12 Eylül tarihinde referanduma gidiyoruz. Önümüze getirilen paketi, hazırlanış, neler içerdiği ve oylanış şekliyle değerlendirilmesi gereklidir.Anayasa paketi, TBMM’nde tüm siyasi partilerin mutabakatıyla değil; iktidar partisinin meclis dışında hazırladığı bir paket olarak gündeme getirilmiştir.
Toplumun tamamı için hazırlanan anayasa metinlerinde en önemli özellik, mutabakat sağlanmış olmasıdır. Ancak hazırlanışında sadece AKP’nin iradesi söz konusudur. Milleti temsil eden diğer siyasi partilerin görüşüne yer verilmemiştir.
Anayasa Paketinde Neler Bulunmaktadır?
Anayasa paketi içerisinde yer alan maddeler özenle seçilmiştir. Her vatandaşın duyarlılıklarına dokunularak hazırlanan paket içerisinde yer alan demokratik haklarla ilgili maddeler (pozitif ayrımcılık, memurlara getirilen sicil affı ve toplu sözleşme, kişisel verilerin korunması), anayasamızda mevcut olan 62 ve 90. maddelerinde yer almasına rağmen özellikle paketi cazip hale getirmek amacıyla yeniden pakete koyulmuştur.
Gündeme getirildiğinde en çok tartışılan 3 madde vardı:
1.- Siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması
2.- HSYK’nın üye sayısı ve atanma yöntemlerinin değiştirilmesi
3.- Anayasa Mahkemesi(Yüce Divan)’nin üye sayısı ve atama yöntemlerinin değiştirilmesi
TBMM’de tek tek oylanan maddeler sırasında 1. madde, yani siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması maddesi AKP’li bir kısım milletvekilinin de oylarıyla reddedilerek pakete girememiştir. Ancak bu madde girmez iken, kapatılan siyasi partilerin milletvekillerinin milletvekilliğinin devam etmesi pakete girmiştir. Bu da şu anlama gelmektedir: Bir müddet önce kapatılan DTP adlı bölücü partinin kapatılmasından sonra, PKK ile işbirliği yapan ve demeçleriyle bunu tescil eden Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk adlı bölücüler eğer evet oyu çıkarsa tekrara meclise geri dönecekleridir. AKP sayesinde ihanetlerini sürdürmelerine izin verilmektedir. Bu madde AKP tarafından halktan gizlenmekte ve hiçbir yerde dile getirilmektedir.
HSYK ile ilgili değişiklik ise, yargının siyasallaştırılması ve hakim, savcı atamalarının siyasi iradenin kontrolüne girmesi anlamını taşımaktadır. Bu da, iktidar partisinin valisiyim diye açıklama yapan AKP yöneticiliğine soyunan valiler gibi, particilik yapan hakim ve savcıların icraatlarına neden olacaktır. Bu madde yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracak ve halk mağdur edilecektir.
Anayasa mahkemesi ile ilgili değişiklik ise, AKP’nin kendisine özel bir maddedir. Bu madde kabul edilir ise, AKP yöneticileri muhtemel bir yargılanma sürecinde yüce divanı kontrol etme hedefine ulaşılacaktır. Ayrıca, sayın başbakanın yaptığı bir açıklama da ifade ettiği gibi ‘Bu referandum, yeni açılımların anahtarı olacaktır’ cümlesinden anlaşıldığı gibi, Habur’da yaşanan yeni rezaletlere yeni anayasal kılıf hazırlanmasında engel olarak görülen yüksek yargıyı kontrol altına almak ve çıkarılacak yeni yasalara alt yapı hazırlamaktır. PKK ve diğer bölücü güruhun isteklerine cevap verecek, bölücülüğü siyasallaştıracak anayasal değişikliklere dur demek her Türk vatandaşının görevi olmalıdır.
Anayasa paketi, halkın yaşadığı sorunlarına çözüm getiriyor mu?
Halkın gündeminde işsizlik var, yoksulluk var, eğitim ve sağlık var, hayatı sürdürmeye yetmeyen maaşlarına yapılmayan zam var. Millet için kaynak yok derken devlet eliyle desteklenen iş adamlarının karıştığı yolsuzluklar var. Siyasileri mecliste bekleyen yolsuzluk dosyaları var.
Bugün her evde en az bir işsizin olduğu zor günlerde, bu anayasa işsizliğe çözüm getiriyor mu? HAYIR
Yardıma muhtaç hale getirilen insanımızın mutfağına sağlanan bir katkı var mı? HAYIR
Eğitim de parası olana şans tanıyan ve eğitimi ticarete dönüştüren anlayış, eğitimde fırsat eşitliği tanıyor mu? HAYIR
Sağlık hizmetleri ve ilaç kesintileriyle maaşı çalınan insanlara bir çözüm var mı? HAYIR
Köylünün, çiftçinin kredi borçları altında ezilmesine bir çözüm var mı? HAYIR
Yolsuzlukları durdurmak için, dokunulmazlıklar kaldırılıyor mu? HAYIR

Sonuç olarak, halkın gerçek gündeminden uzak olan bu referandum paketi, siyasi taraftarlıkla ve toplumun hassasiyetlerini istismar edilerek, her türlü acı ve ızdırap istismar edilerek onaylatılmak istenmektedir.
ANAYASA MADDELERİ TBMM’NDE TEK TEK OYLATILIRKEN; HALKA BİR PAKET OLARAK OYLATILMAKTADIR. BU DEMOKRASİYE UYGUN DEĞİLDİR. İNSANLAR BEĞENDİĞİ MADDELERİ SEÇME HAKKINDAN MAHRUM EDİLMİŞ, TERCİH HAKKI AKP TARAFINDAN GASPEDİLMİŞTİR.
Pakette sizlere 26 tane soru soruluyor ama tek bir cevap isteniyor. Ya evet, ya hayır! Bu adalet midir?
Paketteki maddeler göz atmaya devam edelim:
AKP Anayasa Paketiyle 12 Eylülcülere Yargı Yolunu Kapatmıştır
Anayasa Değişiklik Paketi 12 Eylül’ü yapanlara yargı yolunu kesinlikle açmamaktadır. AKP’nin yaptığı “12 Eylül’den rövanş alınacağı” propagandası kesinlikle gerçek dışıdır. Üstelik AKP’nin 12 Eylül ürünü bir zihniyet olduğu unutulmamalıdır.
MHP, 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesinden yanadır. Değişikliğin şaibeli hale gelmiş mevcut 23. dönemde değil; 2011 yılında yapılacak genel seçimler sonrası 24. dönem TBMM’nin yenilenmiş iradesi ile gerçekleşmesini istemektedir.
MHP, AKP’nin 2007 yılında gündeme getirdiği anayasa değişikliği tartışmaları sırasında 2 Ekim 2007 tarihinde TBMM’ne 12 Eylül zalimlerini koruyan geçici 15. madde ile ilgili önerge vermiştir.
MHP’nin “Geçici 15. maddenin anayasadan çıkarılmasının, 12 Eylül zulmünü yapanları yargılamaya yetmeyeceği belirtilerek, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra zaman aşımının başlatılması” konulu önergesi AKP tarafından reddedilmiştir.
Bu tavrıyla AKP’nin 12 Eylül zalimleriyle hesaplaşmak gibi meselesi olmadığı ve paket halinde oylanacak anayasa değişikliğinde evet oylarının sayısını artırmak için istismar ettiği gerçeğini gözler önüne serilmiştir.
MHP’nin zaman aşımıyla ilgili önergesi, AKP tarafından reddedilmeseydi, geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla 12 Eylül zalimlerinin yargılanması mümkün olacaktı.
AKP, MHP’nin ‘zaman aşımı’ önergesini reddederek, 12 Eylülün işkenceci katillerini hesap vermekten kurtarmıştır. Ancak bugün halka yalan söylemektedir.
AKP’nin Anayasa Paketi Memurlara Grev Hakkı Vermemektedir
AKP 2002 yılında memurlara grev hakkı getirileceğinin sözünü vermesine rağmen aradan geçen 8 yıldan sonra, referandum paketinde memurlara grev hakkını vermemiştir. Yıllardır yapılan toplu görüşme, toplu sözleşme olarak düzenlenmiştir.
Toplu sözleşme hakkı getirilmiştir. Ancak bu toplu görüşmeden farklı sonuçlar doğurmayacaktır. Çünkü toplu sözleşmede anlaşma sağlanamaz ise, Uzlaştırma Kurulu’na başvurulacak, kurulun vereceği karar kesin olacaktır. Uzlaştırma Kurulunun seçimi de yine hükümetin iradesi ile gerçekleşecektir.
AKP, grev hakkını vermeyerek kamu çalışanı memurların elinde olması gereken yaptırım gücünü gasp etmiştir. Grev hakkı olmadan, toplu sözleşme hakkı anlam ifade etmeyecektir.
Bu maddede Uluslar arası sözleşmelere (İLO sözleşmesi) uygun bir düzenleme yoluna gidilmemiştir. Anayasanın 128. maddesinin mevcut durumu korunmuş, memurun niteliği, atanması, görev ve yetkilerinin belirlenmesi yine idarenin takdirine bırakılarak, toplu sözleşme ile sadece mali ve sosyal haklarda düzenleme yapılmasıyla sınırlandırılmıştır.
İdarenin takdiri, iş güvencesini tehdit etmektedir. Bu uygulama, AKP’nin atadığı idarecilerin keyfi davranmasına neden olacak ve memurlar olumsuz sonuçlarla karşılaşacaktır. İş barışını bozacak uygulamaların arkasındaki gerçek, devleti ticarethane gibi yönetmeye çalışan AKP’nin, sözleşmeli ve ücretli personel için hiçbir iyileştirme getirmezken, kadrolu memurların iş güvencesini ortadan kaldırma çalışmasıdır.
AKP’nin Anayasa Paketi, Bölücülere Sınırsız Milletvekilliği Hakkı Tanımaktadır
Parti kapatılması ile ilgili maddenin oylamada reddedilmesiyle hayal kırıklığına uğrayan AKP, yüce milletimizi yalanlarına inandırmaya çalışmaktadır. Partiler kapatılacak ancak referandumda “hayır” denilmemesi halinde suçu işleyen milletvekillerinin milletvekilliği devam edecektir.
Bölücülük, ayrımcılık ve rejim düşmanlığı yapan partinin duvarları kapıları mıdır da, partiler kapanacak ama suçu işleyen yöneticilerine ve milletvekillerine dokunulmayacaktır?
Anayasa Mahkemesi ile ilgili değişiklikte, Yüce Divan kararlarına yeniden inceleme yolu açılarak bölücülük ve PKK ile işbirliği suçundan milletvekilliğinden düşürülen Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk adlı PKK yandaşlarına milletvekillikleri geri iade edilecek ve TBMM’ne geri döneceklerdir.
PKK destekçisi milletvekillerini kurtarma görevini üstlenen AKP, Türk Milletinin ve devletinin bekasını korumaktan uzak, bölücülere sınırsız bölücülük yapma şansı tanımaktadır. AKP’nin kapatılma ihtimaline karşı, milletvekillerinin dokunulmazlığının devamı ve yargıdan kurtulmak için bu madde referandum paketine yerleştirilmiştir.
Suçluların Yurt Dışına Kaçışı Serbest Bırakmaktadır
Anayasa’nın ‘Seyahat Hürriyeti’ başlıklı 23. maddesinde yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle ve hâkim kararıyla sınırlandırılıyor. Mahkemelerin ağır aksak çalıştığı ülkemizde adı bir suça karıştığı mahkemece tescil edilmemiş suçlulara yurt dışına kaçış kapılarını açan AKP sayesinde, beyan edildiğinde idari bir suç olarak kabul edilen vergi kaçırma fiilini işleyenler, hem milletin sırtından para kazanacaklar; hem vergi vermeyecekler; hem de ellerini kollarını sallayarak yurt dışına kaçabilecekler.
Suç işlemeye teşvik eden bu madde, toplum yararından uzaktır. Şirket ortaklığı ve ticari birlikteliklerden doğan AKP zihniyeti, kendileri içinde kurtuluşu yurt dışına kaçmakta mı görmektedirler? Bu değişiklik, kabul edilebilir olmadığı gibi, devletinde menfaatlerine hizmet etmekten uzaktır.
AKP’nin Anayasa Paketi İle Oluşturduğu Kamu Denetçiliği Kurumu, Kadrolaşma Oyunudur
İdari işlemlerin denetimi bakımından Kamu Baş denetçisine başvuru yolunun açılması devletin demokratikleşmesi konusunda olumlu bir adım olarak takdim edilirken, yargıyı ele geçirmek için her türlü yola başvuran bir zihniyetin bağımsız bir kurum oluşturma ihtimali de yoktur.
Kamu Denetçiliği Kurumu, AKP için kadrolaşma alanı olarak kullanılacak ve hizmet üretemeyecek bu kuruma yandaşlar istihdam edilecektir.
Görev ve yetki tanımı bile net olarak yapılamamış olan kurumun görev ve yetkilerinin yasa ile belirlenecek olması, bu kurumun sembolik bir nitelik taşıyacağının ifadesidir. Devletin işleyişini denetleyecek bir kurumun görev ve yetkileri AKP tarafından belirlenecek olursa, memleketin başı dertten kurtulamayacak demektir.
Bu referandum paketi, milletin hayrına olmayan tuzaklarla doludur. Bu nedenlerle referandum’da HAYIR oyu vereceğim.
Her hemşerime de ülkemizi uçuruma götürecek tuzakları fark etmelerini ve hayır oyu vermelerini öneriyorum.
Masum gerekçelerle sizden hayır dememizin için talepte bulunacaklara lütfen sorunuz:
PKK-BDP ve ÖCALAN neden evet diyeceklerini açıkladılar?
Türkiye’yi özek kürdistan diye bölmek isteyen, milletvekilliği düşürülmüş bölücülerin yeniden meclise dönmesi için mi evet diyeceğiz?
Türk’üm demekten ar edenlere inat, bu anayasa paketine HAYIR, HAYIR, HAYIR….
Hayırlı Ramazanlar…
Saygılarımla
İsmail KANDEMİR







