Mahmatlı Köyünün ilk camii inşa edilirken, Rahmetli Hacı Mürsel KILIÇ, inşaatın resim ustalarına evinede duvar desenleri yaptırıyor. 1950′li yıllarda süslenen oda hala yeni yapılmışcasına canlılığını koruyor.Bugün ise Rahmetli vicdan KILIÇ’ın çocukları tarafından kullanılan evdeki duvar resimleri tarih kokuyor ve görülmeye değer…
DUVAR RESİMLERİ İÇİN TIKLAYINIZ!
Tarihi odanın sahipleri tarafından asırlarca korunması dileğiyle…
Site Yönetimi






XIII. yy.’ın Selçuklu camilerinin çoğunda, kimi küçük ayrılıklarla, örtü düzeni, çok ayağa oturan şema uygulanmıştır. Dönemin ilk önemli yapısı XII. yy.’ın ortalarından kalma Konya Alâaddin Camii, iki ana bölüme sahip bir eser olarak karşımıza çıkar. Doğu yöndeki çok ayaklı düz damın aksine, batı yöndeki yine düz çatılı olan kısma geçmeden önce, mihrap önü kubbesinin arkasında bulunan bir eyvan (veya eyvana benzer bölüm), ile İran-Türk mimarisi ilişkileri öne çıkar. Abanoz minber, çini mozaik süslemeli kubbe ve mihrap, caminin mimari açıdan en ilgi çeken bölümleridir.
Anadolu Selçukluları’nda özellikle taş, çini, yalancı mermer üzerine işlenmiş birbirini kesen sekizgenlerden, altıgenlerden, yıldızlardan doğan çeşitli geometrik motifler, dörtlü düğümler, gamalı haçlar, mukarnaslar, rozetler, madalyonlar, palmet, lotus, kıvrık dallar, rûmiler, hataîler, Kûfî ve nesih yazılar yaygın biçimde kullanılmıştır. Bunların yanısıra insan, melek ve hayvan figürleriyle sıkça karşılaşılmaktadır. Uygur Turfan resimlerini hatırlatan insan figürleri, yuvarlak yüzlü, çekik gözlü, küçük ağızlı, ince burunlu tiplerdir. Bir elinde mendil ya da kadeh tutan, bağdaş kurmuş biçimde oturan (Türk oturuşu) hükümdar motifine çinilerde, yalancı mermer kabartmalarda ve maden sanatında rastlanmaktadır.Anadolu Selçukluları’nın saray ve köşkleri, Anadolu dışı örnekler kadar görkemli olmasalar da, özellikle bezemeleriyle dikkat çekerler. Köyümüzde böyle tarihi desenlerin olduğunu bilmiyordum. Böyle bişey peki şimdiye kadar neden duyurulmamış köye gittiğimde o tarihi desenleri görmemiz mümkün mü?
Dilek Ülger
Saygıdeğer İsmail hocam,
Sizin milli değerlere bağlılığınıza hayranım. Nerede bizi anlatan tarihi ve kültürel bir değere ulaşsanız, onu anında bütün Türk dünyasının ve insanlığın hizmetine sunuyorsunuz. Sizi kutluyorum.
Bu güzel eserleri yapan ustalarımıza Tanrıdan rahmet diliyorum. Ayrıca bu eserleri kendi evlerinin bir odasında da olsa yaptırarak bu günlere kadar gelmelerini sağlayanlara da Tanrıdan rahmetler diliyorum.
Bu desenlerin benzerleri bizim çocukluğumuzda eski camimizin duvarlarını süslemekteydi. Ancak, yeni caminin yapımı aşamasında bu kültürel değerlerimiz tamamen yok oldu. Hiç olmazsa o eserler yıkımdan önce kayıt altına alınabilirdi. Bu mümkündü. Şimdi yapacak bir şey olmadığı için elimizde kalan bu eserleri canlı tutmalıyız. Yok olmalarını önlemeliyiz.
Ayrıca, köyümüzde benzeri eserleri içeren yerler varsa onları haber verip, yok olmadan önce kayıt altına alınmasını sağlamalıyız.Sadece bunlar değil, yaşlılarımıza ait, onların kullanmış oldukları baston, gözlük, okudukları Kur’an, sürekli kullandıkları tesbih, eskiden kullanılan mühürler vb. eşyaları varsa onların da önce fotoğraflarının çekilmesi ve yayınlanması sağlanmalı, daha sonra da oluşturulacak köy müzesinde sürekli sergilenmeleri sağlanmalıdır diye düşünüyorum. Bunun için köyümüzdeki tüm komşularımızdan, duyarlılıkla bu projeye sahip çıkmalarını bekliyorum.
“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.”
Saygılarımla.
Muharrem KILIÇ