Mahmatlı Onlardı
Köyümüzün “Hakk’a varmış” güzel insanlarına…
Başkatip Faik bey Çankırı’dandı,
Kamran, Veciye, Röveyde üç kızı vardı.
Mürsel amcam Faik beyin damadı
Köyümüzü ünlendiren onlardır.
Köyümüzde kimler yaşadı kimler,
Garhaydarlar, Gocosmanlar, Rüstemler.
Gocüsinler, Bilal ağa, Mürseller,
Köyümüzü şenlendiren onlardır.
Hafız Hüseyn gelmiş ta Gerede’den,
Aceroğlu ise Çamlıdere’den.
Hacı Celil Erzurum mu nereden.
Köyümüzü canlandıran bunlardır.
Hacı Osman dede Yaylalıöz’den,
Hacsameddin giller de Abazlı’dan.
Koçhisarlı kimler kaldı Aziz’den?
Köyümüzü ünlendiren bunlardır.
Türkoba’dan gelen Türkoğlu Ali,
Yiğitmiş, cömertmiş ve de çok namlı.
Hacıkadın Rukiye anlı ve şanlı,
Köyümüzü şanlandıran onlardır.
Bilal usta köyü mamur eyledi.
Çekinmedi dobra dobra söyledi.
Okul, çeşme, camiyi var eyledi.
Köyümüzü taçlandıran onlardır.
Mehmet Çetin hem dürüst, hem de şendi.
Hacede’yle Böğürçeşme gülşendi.
Fevzi-Gecekuşu hep güreşendi,
Köyümüzü şenlendiren onlardır.
Veysel abi, Akbaş Ali ve Dişçi,
Almanya’da olmuşlar idi işçi.
Kimisi tuğlacı, kimi demirci,
Almanya’yı canlandıran onlardır.
Bico dayı, Hacı Mamo göçtüler,
Hacı Arap, Cevdet abi geçtiler.
Abidin, Kemal, Suat, Hacı uçtular.
Yürekleri gamlandıran onlardır.
Ecel kimisine erken ulaşır,
Turan abim, Bayram Öztürk ve Aşır,
Umarız cennette olurlar haşir
Gözyaşını kanlandıran onlardır.
Ali kahya, Ayşala, Mirza dayı
Hacı Kerim, Halil ve akrabayı,
Gözettiler, ekip, biçip buğdayı.
Köyümüzü canlandıran onlardır.
Bayburtlu Pehlivan Nuri güreşti.
Hamdi ile Necip ise kardeşti.
Hepsinin yolları sinde birleşti.
Gönülleri gamlandıran onlardır.
Sadık’la Celal’ın atası Ahmet,
Köyümüzden geçen herkese rahmet,
Biri diğerine etmezdi zahmet,
Köyümüzü şenlendiren onlardı.
Konya’dan İbrahim, Ömer efendi,
Mahmatlı’ya son zamanda gelendi.
Esat Çelik Erzurum’dan kalandı.
Köyümüzü ünlendiren onlardır.
Haylolo’nun adı sanı kalmadı.
Kim olduğun bile kimse bilmedi.
Kezo dayı işte onun damadı.
Köyümüzü şanlandıran bunlardır.
Hacı Kazım değerli bir zat idi,
Elim bir kazaya o kurban gitti.
Toprak böyle nicesini öğüttü.
Köyümüzü ünlendiren onlardır.
Sabri hoca Hakk’ın veli kuluydu,
Kezo dayı gizlice bir veliydi.
Hacı Kazım kimse bilmez ki neydi?
Köyümüzü nurlandıran onlardır.
Hacı Vicdan ayda kırk gün çalıştı.
Çalışması ibadetti, yarıştı.
O da çoktan topraklara karıştı.
Köyümüzü canlandıran onlardır.
Abo’nun uşaklar, Bulduk ve Nuri
Kanlı, canlı makineydi her biri.
Yedikleri ekmek hep alın teri
Köyümüzü şanlandıran onlardı.
Şiran’lı Mürteza cami temeli,
Vardı Hakk’a Ahmet Emin Töreli.
Temir usta, Erzurum’dan, İspir’li.
Köyümüzü ünlendiren onlardı.
İrfan abi Gocüseyn’den yadigar,
O da göçtü, ondan da Hüseyin var.
Gara Bayram, şimdi acep kim anar?
Köyümüzü namlandıran bunlardı.
Üssük onbaşıyla İplikçi Ali,
Neşet, Bekir, Nuri, savcılı Sabri,
Nusret-Nuri Yılmaz kardeş ve abi,
Köyümüzü şenlendiren onlardı.
Aliş-Haydar Şimşek akrabaydılar.
Şık Osman ve Zeyver garibandılar.
Kerim, Kazım ve İsmail vardılar,
Köyümüzü canlandıran onlardı.
Köyün maskotuydu şen Yahya dayı,
Hızla dolaşırdı koca dünyayı,
Kazada yitirdi oğlu Kemal’i
Köyümüzü şenlendiren onlardı.
Ürüstem dayının oğluydu Nuri,
Koçhisar’dan gelme Aziz ve Baki,
Gitti Abbas abi, bu dünya fani,
Gönlümüzü gamlandıran onlardı.
Unuttuğum varsa alınmasınlar,
Garip Birfani’ye darılmasınlar,
Dünyada kimseye kırılmasınlar,
Sevip, saydığımız işte onlardı.
Muharrem KILIÇ
11.10.2009
ANKARA
MAHMATLI ONLARDIR – 2
Köyümüzün “Hakk’a varmış” güzel insanlarına…
Hacı Hamdi ile Necip Dalbudak,
Amcaoğlu idi yanılmıyorsak,
Kimler gelip geçmiş, geriye bir bak.
Köyümüzü şanlandıran onlardı.
Kardeşti Hayati ve Halis Gürbüz,
Hasan Acar, Hayri Öztürk, biliriz.
İsmail Şimşek’i arar buluruz.
Köyümüzü ünlendiren onlardı.
Hacı abi mütevazı bir kuldu. (Hacı İsmail Çetin)
Yürüdüğü yol da doğru bir yoldu.
Her can gibi, ahir Mevla’yı buldu.
Köyümüzü gamlandıran bunlardı.
Gocosman’dan bir de Goca Niyazı,
Var mıdır bilemem, bir oğlu, kızı,
Unutulmak mıdır yürekte sızı,
Köyümüzü gamlandıran onlardı.
İzzetin’le Sebahattin kardeşti,
Kader vurdu, yolları ayrı düştü.
Sebahattin Acar erkenden göçtü,
Köyümüzü şenlendiren onlardı.
Şerafettin ve İbrahim Tepecik,
Ve Esat oğlu Selahattin Çelik,
Üçler ile Şevki iki kardeşlik,
Köyümüzü gamlandıran onlardı.
Amca oğlum Cevat yürekte sızı,
Genç iken göçtü de ağlattı bizi.
Düşünmeye saldı her birimizi,
Köyümüzü gamlandıran onlardı.
Ali Dönmez bir var oldu, bir de yok.
Hacı Öztürk sanki bu dünyaya yük.
Hafız oğlu Mehmet her yerde büyük,
Köyümüzü ünlendiren onlardı.
Köyümüzde misafir enişte Kasım,
Herkesle dost idi, olmadı hasım.
Genç yaşta o gitti, oğlu yaşasın,
Köyümüzü gamlandıran onlardı.
Apansız ayrıldı Muharrem Yılmaz,
Ağlayıp sızlasan geriye gelmez,
Kaderden öte bir yol da bulunmaz,
Köyümüzü gamlandıran onlardır.
Birfani, seni de anan olur mu?
O da göçtü diye yanan olur mu?
Salına kuş gibi konan olur mu?
O var, ben yok, biz var, keder olur mu?
Muharrem KILIÇ
14.10.2009
İSTANBUL
KARACAOĞLU AHMET BEY
Yağız donlu beylik ata binerdin,
Sakin sakin Pancarlı’ya inerdin.
“Bura ecdadımın yerleri” derdin,
Nerdesin heey Karacoğlu Ahmet bey?
Tüm çocuklar dut dalına dalardık,
Kuşlar gibi dallarına konardık.
Sen gelirken daldan sarkıp kaçardık,
Nerdesin heey Karacoğlu Ahmet bey?
Dut dalını Ekrem abi kestirdi,
Çördük dalı yalnız kaldı. Küstürdü.
Armudun dalına balta astırdı,
Nerdesin heey Karacoğlu Ahmet bey?
Kendiniz gittiniz adınız kaldı,
Hatıranız ile yadınız kaldı.
Cümle ağızlarda tadınız kaldı
Nerdesin heey Karacoğlu Ahmet bey?
Ekmek aşınızı yemeyen mi var?
“Allah razı olsun” demeyen mi var?
Anılarınızı bilmeyen mi var?
Nerdesin heey Karacoğlu Ahmet bey?
Birfani ozanım yazar-söylerim,
Dünya kime kalmış ki ben neylerim
Cümlenize Hakk’tan rahmet dilerim,
Nerdesin heey Karacoğlu Ahmet bey?
Muharrem KILIÇ
Şubat 2008
ANKARA